BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ
Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi

 

Tanıtım

Kıbrıs; Orta Doğu, Kuzey Afrika, Anadolu ve Doğu Akdeniz’i kontrol edecek bir konumda olmasından dolayı söz konusu bölgelere dair hedefleri olan güçlü devletlerin her dönem dikkatini çekmiştir. Osmanlı Devleti, Akdeniz egemenliğini sağladığı 16’ncı yüzyılda Kıbrıs’ı ele geçirmiş ve 307 yıl boyunca Ada'nın hâkimi olmuştur. Osmanlı Devleti’nin 19’uncu yüzyıldaki siyasi, ekonomik ve askeri durumunun olumsuz etkileri Kıbrıs’a da yansımış ve Ada'nın yönetimi 1878 yılında İngiltere’ye  devredilmiştir.

Kıbrıs Türkleri, Osmanlı döneminde sahip olduğu sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik haklarını İngiliz yönetimi döneminde kaybetmeye başlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri, İngiliz yönetimindeki Kıbrıs Türklerine kültürel, sosyal ve ekonomik yardımlar yapmış, ancak Kıbrıs’ın tekrar ele geçirilmesine dair herhangi politika izlememiştir. Ancak Kıbrıs’taki mevcut siyasi durum İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra değişmeye başlamıştır.

İkinci Dünya Savaşı'ndan hemen sonra kurulan Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nde de yer alan sömürgelerin tasfiye edilmesi ve sömürge halklarına kendi geleceklerini belirleme hakkının verilmesi hükmü Kıbrıs’taki gelişmeleri doğrudan etkilemiştir. Kıbrıs’taki demografik yapının iki asli unsurundan birini oluşturan ve çoğunluk nüfusuna sahip olan Rumlar, Yunanistan ile siyasi birleşmenin kavramsal ifadesi olan Enosis’i gerçekleştirmek için bu gelişmeyi fırsata çevirmek istemişlerdir.

Kıbrıs Türkleri, Rumların Enosis girişimlerine karşı örgütlenerek karşı koymaya çalışmış, ancak Türkiye’nin doğrudan desteği olmadan yapılan tüm çabalar yetersiz kalmıştır. Türkiye, 1954 yılından itibaren Kıbrıs Türk halkının sorunlarına doğrudan destek olmaya karar vermiş, Kıbrıs politikasını yeniden belirlemiş ve Kıbrıs Türklerinin 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurucu ortaklarından biri olmasını sağlamıştır.

 Henüz üç yaşını tamamlamış olan Kıbrıs Cumhuriyeti, 1963 yılı aralık ayında  Rumların Enosis amacıyla yaptıkları “Kanlı Noel” saldırıları ile yıkılmış, Kıbrıs Türkleri her alanda yalnızlığa mahkûm edilmeye başlanmıştır. Türkiye,  Kıbrıs’ta yıkılan anayasal düzeni tekrar oluşturmak amacıyla Kıbrıs Anayasası’nda da yer alan “Garantörlük” hakkını 1963, 1964, 1967 ve 1974 yıllarında doğrudan veya dolaylı olarak kullanmış ve Kıbrıs Türklerinin haklarını korumaya çalışmışsa da uluslararası camia tarafından yalnız bırakılmıştır.

Kıbrıs Türk halkı; sosyal, siyasi, kültürel ile ekonomik haklarını Rumların rızasına bırakmamak ve 1960 yılında kabul edilen Kıbrıs Anayasası’ndaki haklarını korumak amacıyla 1968 yılında Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi, 1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti, 1983 yılında ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Ancak Kıbrıs Türk halkının BM Sözleşmesi’ne uygun olarak aldığı bu kararlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti hariç, ne uluslararası kuruluşlar ne de devletler tarafından tanınmıştır. Bu durum Kıbrıs Türk halkının Var Olma Mücadelesinin günümüze kadar gelmesine yol açmıştır.

Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi (BÜ-KITAMER), Kıbrıs Türklerinin Var Olma Mücadelesini  ve Kıbrıs Türklerine on yıllardır uygulanan gayri hukuki politikaları kamuoyu ile bilim dünyasının gündemine getirmek, yapacağı bilimsel çalışmalarla Kıbrıs Türk tarihi alanına  katkıda bulunmak ve gerektiğinde Kıbrıs’taki gelişmeler konusunda kamuya danışmanlık yapmak amacıyla 2022 yılı ağustos ayında kurulmuş ve çalışmalarına başlamıştır.